Doğu Anadolu’da Medeniyetler Başkenti: Van

Gezi rotanızı Doğu Anadolu’nun en gelişmiş illerinden biri olan Van’a çevirdiyseniz sizi birçok güzellik beklemeye başlamıştır… İki günlük seyahat yapanlar için çok fazla zaman olmasa da gezi listemize dillere destan Van kahvaltısını, Van Gölü’nü ve akşam güneşini batırmak için Akdamar Adası’nı ekledik.

playing-on-van-kalesi

Van Kalesi 
Eğer Van’a yaz mevsiminde gitmeyi düşünüyorsanız kendinizi davul, zurna sesine hazırlamalısınızdır. Neden mi? Çünkü Van’da yaz mevsimine girmek demek, düğün mevsimine girmek demektir. Üç gün üç gece devam eden düğünler ertesi güne tüm ihtişamı ile devam etmektedir.
Van’daki ilk gününüze otlu peyniri, karakovan balı ve özel ekmekleri ile Van kahvaltısı yaparak başlayabilirsiniz. Karnınızı tamamen doyurduktan sonra rotanızı Van Kalesi’ne çevirebilirsiniz. Van’ın kent meydanına 5 km uzaklığında bulunan Van Kalesi sarp bir kayalık üzerine yapılandırılmıştır. Van Kalesi’nin yapısı 1800 metre uzunluğunda olup, 120 metre genişliğinde ve 80 metre yüksekliğindedir. Bu görülmeye değer kale Milattan Önce 9. Yüzyılda Sarduri tarafınan Milattan Önce 840-825 tarihleri arasında yapılandırılması oluşturulmuştur. Van Kalesi’ni gezdikten sonra karnınızın acıktığını hissediyorsanız kent merkezine gidip yöresel yemeklerin olduğu restoranları tercih edebilirsiniz. Van Gölü manzaralı restoranlarda akşam yemeğiniz için uygundur.



Akdamar Adası & Van Gölü
Bir gününüzü doya doya Van Gölü’ne ve Akdamar Adası’na ayırabilirsiniz. Akdamar Adası için kalkan teknelere gidiş dönüş 10 TL gibi bir bütçe ayırabilirsiniz.
Van kent merkezine bir buçuk saat uzaklıkta olan Gevaş ilçesinde Akdamar Adası’na giden tekneler bulunmaktadır. Van Gölü’nün güney kısmında bulunan Akdamar Adası, Van’ın eşsiz doğa harikalarından biridir. Akdamar Adası’nın eşsiz güzelliklerinin yanı sıra tarihi Akdamar Kilisesi de buraya olan rehabeti arttırmaktadır.
Akdamar Adası’na verilen isim halk arasında inanılmış bir efsane ile yaygınlaşmıştır. Bu efsaneye göre, ” Bir zamanlar Ermeni keşisinin narin mi narin, güzel mi güzel bir kızı varmış. Bu kızın adı ise Tamara’ymış… Tamara adanın yakınlarında çobanlık yapan birine gönlünü kaptırmış. Bu gençle bu kız bir gün buluşcakları vakit kızın babası düşmüş peşine… Genç çoban Tamara ile buluşmak için gölü yüzerek Tamara’nı ışık verdiği bölgeye doğru geçiyormuş. Tamara el feneri ile ışık verirken babası da başka bir yöne ışık vermeye başlamış. Farklı yönlere doğru ışık verilmeye başlanınca çoban yorulmuş ve dibe çökmeye başlamış. Son sözleri ise, “Ah Tamara!” olmuş. Tamara sevdiği çobanın sesini duyup atmış kendisini göle. İki aşık boğularak ölmüş ve ölü bedenleri Van Gölü’nde bulunmuş.”
 Efsane bu şekilde anlatılıyor. Ahtamar olarak anılan bölge zamanla Akdamar olmuş. Van gezinizdeki rotanıza efsanenin yeri Akdamar Adası’nı eklerseniz. Güneşi batırmadan dönmemenizi öneririz. Umarım beğenirsiniz…

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>